Uranüs Jüpiter Karşıt Açısı
Özgürleşme Düşü ve Fanatizm

Ocak 2017

shutterstock_550915870

 

Etki dönemi: 22 Ocak- 17 Mart
Jüpiter ve Uranus’ün 22 Ocak -17 Mart tarihleri arasında etkin olacak olan sert etkileşiminin temelleri Haziran 2010 tarihinde Koç burcu enerjisinde atıldı.
Jüpiter ve Uranus Haziran 2010 döneminde tek başına ayakta durmak ve kendi gerçeğini yaşamaya cesaret etmek için söz birliği yaptı. Jüpiter’in iyimser enerjisi büyük ihtimalle, o dönemde tek başına ayakta durmanın ve kendi gerçeğini yaşamaya çalışmanın ne kadar zor bir şey olduğunu bilmeden veya bilse bile kendine ait olmayan bir gerçeğe yaşam denemeyeceğini bildiğinden böyle bir yola baş koydu.
2011 yılının hemen başındaysa Uranus ve Jüpiter’in Balık burcundaki kavuşumu bizi bugünlere getiren asıl birleşmeydi. Yani başlangıçta tek başınalık üzerine yapılan mutabakat, son düzenlemeyle Balık burcunun temsil ettiği geçmişi yıkma, geçmişten özgürleşme şeklinde revize edildi.
Bu iki gezegenin enerjilerini birleştirerek ortaya koymaya çalıştıkları bu amaç ilk ciddi zorlamalarını 2013 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında, daha sonra 2014 yılının Şubat-Mart döneminde aldı.
Ülke olarak da geriye dönüp baktığımızda söz konusu tarihlerin ülkemizin de çok önemli günlerine denk geldiğini ve şu anda içinden geçtiğimiz dönemlerin 2010  ve 2014 yılındaki Jüpiter &Uranus açılarının tetiklendiği zamanlarda yaşanan değişimler ile başladığını görürüz. Şu anda ise bu iki gezegenin içinden geçtiği 12 yıllık döngünün tam ortasında ve  sürecin en hassas, dengelerin en özenle oturtulması gereken  dönemine geldik.
Her birimiz gerek özel hayatlarımızda, gerekse toplumsal konularda, tek başına hareket etmekle birlikte hareket etmek, bildiğini okumakla uzlaşmayı öğrenmek, geçmişi geride bırakmakla geçmişin tecrübesine saygı duymayı öğrenmek arasında çok önemli bir denge kurmayı öğrenmek zorundayız.
Tabii ki her birimizin kendi bildiği doğruları savunma ve yaşatmaya çalışma hakkı bakidir. Ancak ortada çok sert bir kavga olduğunda çoğu zaman kavganın altında yatan ana sorun şudur:
Ya kavgaya tutuşan her iki taraf da bir şeyden  korkuyordur, ya da kavgaya tutuşanlardan biri bir şeylerden korkuyordur ve diğer taraf bu korkunun farkında değildir veya bu korkuya saygı duymuyordur.
Jüpiter fanatizmin gezegenidir ve fanatizm enerjisi saçar. Fanatizm iflah olması çok zor bir yaradır ancak çok şükür ki bir çok kişi ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalındığı zaman fanatizmi bir kenara koymayı başarabilir.
Fanatik kavgalar her daim ya gücüne güç katmaya çalışanlar  ya da güç kaybetmek üzere olanlar tarafından alevlendirilmeye çalışılır.
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki; doğru bildiğini veya doğru sandığını dayatmanın hepimizi tuzla buz etme riskiyle karşı karşıyayız.
Türkiye haritası Uranus ve Neptün’ün sert açılarıyla karşı karşıya ve bu süreç  inişli çıkışlı olarak yaklaşık 7-8 yıl devam edecek. Şubat sonu, Mart başında tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi Türkiye haritasının Merkür ve Satürn’ü Uranus tarafından sert etkilere maruz kalacak.  Önemli olan ne olay olacağını tahmin etmeye çalışmak değildir, çünkü 50 tane farklı versiyon çıkarabiliriz bu etkilerden. Önemli olan güven duygumuzu sarsacak olan, birbirimizle iletişim kuramayacağımız bir döneme giriş yaptığımızı bilmektir.
Ülkenin içinden geçtiği durum, ülkenin içinde yaşayan herkesin de birebir özel hayatlarında şu veya bu sebeple benzeri etkilere maruz kaldığının göstergesidir. Uranus&Jüpiter etkileşiminin başladığı 2010 yılından bu yana bireysel hayatlarımızda gelişen olayların kaynama noktasına geldiği bu günlerde en önemli şey dengeyi bulmak, birlikte hareket etmeyi öğrenmek olacak. Jüpiter’in içinden geçtiği Terazi burcu enerjisi ödün verebilmenin enerjisidir.
Şubat ayındaki tutulmalarla birlikte  Uranus&Jüpiter karşıtlığının etkisi iyice hissedilmeye başlayacak, ardından Koç burcunda geri gidecek olan Venüs’ün ilişki kurarken riskleri hesaplanmamış cesaret sandığımız tepkisel etkileri yükselecek ve Nisan ayındaki değerlerimizi iyi analiz edemeyeceğimiz Merkür gerilemesi  bizi iyice zorlayacak.
Benzeri etkiler Ağustos ayındaki tutulmalar ve Eylül ayı sonlarında yine tekrarlayacak.
Kabus senaryoları yazmayı hiç sevmiyorum, ama korku filmi seyrederken gülemiyor ki insan. Mayıs ayı ortalarına kadar saç telinden bile ince olduğu söylenen bir köprüden geçeceğiz hep birlikte. “Yeniden Sevmek” kitabımda bu köprüden geçişin nasıl mümkün olduğunu uzun uzun anlatmış ve bu köprüden aşağı düşersek benim “Akrep Rüzgarları” dediğim “Öl ya da Öldür” adındaki bir savaş meydanında kendimizi bulacağımızı hatırlatmıştım.
Savaşların kazananı olmaz.
Birbirimizi yeniden sevmek ve orta noktayı bulmak zorundayız, gerçekten başka çaremiz yok…
  •   
  •  

aaaa

Astroloji bizlere gelecekten daha fazlasını armağan eder: Bugünü